e-mail: ebubekiragbabaa@gmail.com

Mcdonls'a İlk Kez Gitmek

19 Mayıs coşku ile sevinçle sokaklarda kutlanırken. Ne mutlu Türküm diyene çığlıkları atılırken sokaklarda kız arkadaşımın doğum günü için bende telaş içerisindeydim. Ne alsam ne yapsam ?
Güzel bir çiçek yanında pastası güzel hediyeleri yan yana dizidim. Ziraat Bankasından aldığım öğrenim harcını doğum gününe yatırdım diyebilirim herhalde. Güzel bir gün geçirdik hep birlikte eğlendik, güldük, sevindik.

Hava yavaş yavaş karardığında eve gitmek üzere otobüs durağına doğru yol almaya başladım  bu sürede yaklaşık 30 km'lik yolu düşünüyordum. Otobüs durağına geldim ve dakikalar geçmesine rağmen gelmeyen otobüse de içten içe küfürler ediyordum. Aynı zamanda evin harap halini düşündüm öğrenci evi klasiği işte aşırı dağınık ve pis durumdaydı. Bunun yanında sabah ev arkadaşımın attığı mesajda ayrıca canımı sıkmıştı. Elektiriğimiz kesilmişti. 3 gün öncede doğalgazımız. Ev arkadaşları ile yaşanan problemler bazen insanı çileden çıkarabiliyor bende o rattedeydim sorumsuzlukları ve tüm suçu bana atmaları artık canımı epey sıkmıştı. Ben tüm bunları düşünürken otobüste gelmek nedir bilmedi ama kararlı bekleyişim sonuç verdi. Otobüse bindim ve 40 dk da yürüyeceğim yere 10 dk da varmıştım.

 Eve gidince aç kalacağımı bildiğim için merkezde bir şeyler yemek için Mcdonls'a girdim sevdiğim menüden söyledim hemde en büyüğünden olsun dedim kendime de bir kıyak geçtim. Yemeğim hazırlandı oturdum kolları sıvadım tam yemeye başlayacaktım ki hemen yanımda iki kız çocuğu belirdi Suriyeli oldukları her hallerinden belliydi zaten.

 İlk başta söyledikleri yarım yamalak türkçe kelimeleri tam olarak anlayamadım istemsizce elimi cebime atıp 1-2 lira ile başımdan savmak istedim her zaman olduğu gibi, ancak elimi cebime atar atmaz çocuklar para istemiyoruz abi biz açız dediler. Cebimde ki son 50 lirayı ve paramın yatmasına kalan 11 günü düşünmedim gittim siparişini verdim çocukların, bu sırada diğer kız çocuğu abi ben gidip masana oturayım yemeğine birşey olmasın dedi ve koşarak gitti. Diğer kız çocuğuna bende ben masaya geçiyorum yemeğini alınca gel yanıma dedim.

 Yemekleri hazırlandı ellerinde tepsiyle geldiler. Bir yandan yerken sorular sormayı da eksik etmedim tabi. Babanız ne iş yapıyor dedim klasik cevabı aldım "öldü". Daha önceden ne iş yapardı dedim Halep'te imamdı dediler. Oda camide bizim gibi para toplardı dedi bir diğeri. Halep nasıl dedim çok güzeldir Halep ama burasıda güzel dediler. Bir yandan karınlarını doyururlarken bende sorularımı peşi sıra sordum hem korkarak hemde merak içerisinde.

Kiralarını ödeyemediklerini bir çocuğun oyun oynarken onları havuza attığı ve üstlerinin neden ıslak olduğunu anlatıyorlardı bana. Buradan sonra direk eve gidin tamam mı dedim olmaz para toplamamız gerek kiramızı ödeyemedik yoksa bizi evden atacaklar biz ne yapacağımızı bilmiyoruz bu yüzden dediler. Diğeri biz erkek olsaydık abi gecede durabilirdik ama biz kızız burda Suriyeli kızları sürekli kaçırıp götürüyorlar bizde korkuyoruz bizi de götürürler diye ekledi.

 Yemek yemeye devam ettik Kürt'müsünüz diye sordum çocuklara bu kez korkarak evet dediler bende kürdüm diyince yüzlerinde büyük bir gülümseme oluştu ve Kürtçe sohbete başladık ben yarım yamalak Kürtçemle konuşmaya çalıştım onlar bana güldü bu sefer. Az önce ben onların yarım yamalak Türkçesini anlamazken bu seferde  onlar benim Kürtçemi anlayamadılar tabi bizde orta yolda bir karar kıldık biraz Kürtçe biraz Türkçe anlaştık. Küçük kız ara ara kendi kendine gülüyordu ne oldu dediğimde ise ablası bu böyle sürekli gülüyor cevabını verdi onca yaşanan şeyden sonra gülebilmek sadece çocukların başarabileceği bir  şey demek ki. Yemeğimiz bitti ayrılık vakti geldi. Beni görürseniz yine yanıma gelin dedim ve uzaklaştım oradan.

İçimde büyük bir öfke ile geçen seçim aracınıda izlemeye koyuldum iktidarın yaptığı yanlışları tek tek gözden geçirdim önce, sonra durdum ve kendimi gözden geçirdim. Bu çocukarın bir aylık kiralarını verecekleri parayı ben bir günde yiyordum kimi zaman. Az önce otobüs durağında eften püften sorunları sıkıntı haline getirirken bu küçücük bedenlerin bu problemler ile nasıl başa çıktığını düşündüm.

 Aklım almadı.

 Sonra aklıma sabah ki "Ne Mutlu Türküm Diye" bağıran insanların sloganları geldi, ardından da Grup Yorumun "İnsan Pazarı" şarkısında dediği gibi "Açlığın dini olmaz yoksulluğun vatanı" sözleri geldi.

O çocuklar hayatlarında ilk kez hamburger yediler.

0 yorum: